VERIMLI ÇALISMAYI ENGELLEYEN TUZAKLAR(2)
(Lütfen Azaltın)
* Gözlerinizi yapamadıklarınıza çevirmek,
* Müzik esliğinde çalışmak,
* Zorlanılan derslerin dışlanması,
* Aşırı kaygı (güvensizlik),
* Yatarak (uzanarak ) çalışmak ,
* Çalışma anında hayallere dalmak ,
* Uzayip giden telefon konuşmaları yapmak ,
* Motivasyon eksikliği, isteksizlik ,
* Günlük ayrıntılara boğulmak ,
* Çalışmayı tamamlamadan bırakmak ,
* Amaçların ve önceliklerin belirlenmemesi ,
* Arkadaşlara "hayır!" diyememek ,
* Televizyona ( İnternete) takılıp kalmak ,
* Dersler ve konular hakkında yetersiz bilgi sahibi olmak ,
* Düzenli tekrarlar yapmamak ,
* Programsız, plansız çalışmak ,
* Kendinizi başkalarıyla kıyaslamak ,
* Zamanı denetleyememek ,
* Çevrenizin sizden beklentilerinin yüksek olması,
* Sınav bilgi ve tekniklerini yeterince bilmemek ,
* Çalışma anında uygun dinlenme aralıkları vermemek ,
* Yanlışlardan ders almamak, eksikleri gidermemek ,
PLANLI ÇALIŞMAYI ENGELLEYEN BAHANELER
• Bu kadar çalışma yeter.
• Yeterli zamanım yok
• Ben yapamam ki
• Benim çalışmaya ihtiyacım yok.
• Simdi çok yorgunum.
• Çok sıkıcı.
• Bu konu çok zor.
• Yarın çalışırım.
• Bu konular hayatta lazım olmaz.
• Bu dersten ağzımla kus tutsam geçemem.
• Çalışırsam “inek” derler.
• Sınıfta herkes zayıf alıyor.
BASARININ ÖZETI
" Ordu Yok "
dediler ; " Kurulur "
dedi.
" Para Yok "
dediler ; " Bulunur "
dedi.
"Düşman Çok "
dediler ; " Yenilir "
dedi.
M. Kemal ATATÜRK
Ve bütün dedikleri oldu.
Einstein başarıyı söyle formüle ediyor:
Basarî
=
Çalışma
+
Dinlenme ve eğlenme
+
Yerinde ve zamanında davranma
ÖGRENMEYİ YA DA ÖGRENMEMEYİ
BELİRLEYEN ÜÇ ÖNEMLİ ETKEN
1-Çalışmak + Tekrar
2-Sınamak
3-Dinlemektir.
İnsan karsısında konuşanı, 30 saniye
kadar bilinçli olarak dinler sonra 1 veya 2
saniyelik kopukluk, dikkat dağılması olur.
Hiç ara vermeden çalışmaya kalkarsanız, "algılama
gücü" bir süre sonra düşmeye baslar. Çok ara
vererek çalışmayı devam ettirmeye kalkarsanız, bu kez de
"hatırlama eğrisi"
hızla düşmeye baslar.
Oysa çalışmayı kısa süreli dinlenme aralarıyla
sürdürmek, hem öğrenilenlerin sindirilmesi hem de zihnin kendini toparlaması
açısından son derece yararlıdır.
YÜKSEK SESLE OKUYUN!
İçinden veya hafif sesle okunun ya da çalışılan
şeyler, bütünüyle zihinsel bir izlenim olarak kalır. Kelimeler ve cümleler
varlıklarını ve biçimlerini sadece kağıt üzerinde gösterirler. Anlamları gözümüz
için de, beynimiz için de aynidir.
Yüksek sesle okuyan veya düşünen kişi, okuduğu
şeyden bütünüyle yeni bir izlenim kazanır. Bu
görüntüler canlanır. Kelimeler hayal gücü yardımıyla vücut kazanırlar. Cümleler
göz, kulak ve beyin için eşit anlamda varlıklar olurlar. Bu yolla görsel
nitelik, işitsel niteliklerle pekiştirilmiş olur. Öğrenmekte çok zorluk
çektiğiniz parçaları anlamanızı sağlar, kalıcı bir bellek izlenimi yaratır.
*Yüksek sesle okuyun!
*Okuduğunuzu belleğinizde yüksek sesle tekrarlayın!
*Okuduğunuzu yazın, özet çıkarın!
*Çevrenizdeki koşullar yüksek sesle okumanıza olanak vermiyorsa, bu durumda
elinize bir kalem ve kağıt alarak, okuduğunuzu yazın veya özet çıkarın!
ZIHNIMIZI ÖGRENMEYE YOGUNLASTIRMAK IÇIN NE YAPMALIYIZ?
* Dinlerken not tutmalıyız. Öğretmenin anlattıklarının
arkasındaki anlamları kavramaya çalışarak ön tahminlerde bulunmalıyız.
* Bilgilerin anlamı ne kadar açıksa, zihinde kalma ve hatırlama olasılığı da o
kadar yüksektir.
* Özellikle ilgi duyulan şeyler daha çok hatırlanır. Belleğimizin bilinçli bir
zorlama olmadan, neyi alıp saklayacağını bizim özel ilgimiz belirliyor.
Birbirine bağlı, çağrışım yaptıran ve istisna olan şeyleri daha iyi
hatırlıyoruz.
* O halde, bir şeyi yeniden hatırlamak istiyorsak, her şeyden önce onu doğru
biçimde yerine yerleştirmeye öğrenmeliyiz.
* Öğrenme sürecinin basında ve sonunda daha çok şey hatırlarız. Fakat öğrenme
sürecinin ortasında, hatırlama konusunda bir düşme, her zaman söz konusudur.
* Dinleme arası verilmediğinde bu düşüş daha da fazla olmaktadır.
* Bir şeyin bellekte kalması, anlamıyla doğru orantılıdır. Zihnimizde tutmak
istediğimiz bir şey (ne olursa olsun) eğer anlamlıysa daha kolay ve daha çabuk
kavranacaktır. Zihninizde tutmak zorunda olduğunuz ne varsa, bunların hepsine
bir anlam kazandırabilirsiniz. Bu anlam verme olayı kişiden kişiye farklılık
gösterebilir.
* Daha yüksek bir verim için ulaşmak istediğiniz hedefin
çekim gücünü kullanın.
* İyi bir öğrenmenin olabilmesi,
mutlak amacın belirlenmesiyle mümkündür. Bu amaç, sizin itici gücünüz olacaktır.
* Amacınıza yaklaştıkça çalışma isteğiniz daha da artacaktır. Onun için, bir
hedef belirleyin ve hedefinize ulaşmak için çaba gösterin. Ara hedefler tayin
edin ve hedef uyarısından yararlanın.
* Hatırlama gücü ödüllendirme ile artar! Her basarî zaten bir ödül olmakla
beraber, basarînizi arttırmak için, kendinize bir ödüllendirme sistemi kurun.
* Çalışma anında zaman zaman çalışmaya ara verip, telefon konuşması yapmak,
televizyon açmak, dikkati dağıtıcı etki yapar. En verimli çalışmanın yolu, bu
"molaları" uygun zaman aralıklarında gerçekleştirmektir. Bu gibi etkinlikleri,
çalışma bitiminde yaparak, kendinizi bir tür ödüllendirebilirsiniz
Not:
Bu metin” Psk. Dr. Acar BALTAS 'in
Üstün Basarî “adli kitabından aynen alınmıştır.
(Çalışma ve çalışma
teknikleri için günümüzde birçok yazarın bizleri aydınlatan çok iyi kitapları
yayınlanmaktadır. Bende defalarca okuduğum ve gerçekten insan üzerinde iyi
motive oluşturduğunu düşündüğüm bazı yazarlarımızın kitaplarından, sızları de
aydınlatacağına ınandıgım bölümlerini paylaşmak istedim. İnanılarak okunulup,
uygulanıldıgında eminim yararlı olacaktır.
Dilerim ki; bana yararlı olduğu kadar sizlere de
yararlı olur.)